| English | Deutsch | Français | Español | Pусский | Polski | Nederlands | Shqip | Kiswahili | Türkçe |
Akıl ve İman
Bilincin Arınışı
Cuma Sohbetleri
Din`in Temel Gerçekleri
Dost`tan Dosta
Dua ve Zikir
Evrensel Sırlar
Gavsiye Açıklaması
Hazreti Ebubekr Es Sıddık
Hazreti Muhammed`in Açıkladığı Allah
Hz. Muhammed Neyi Oku Du
İnsan Ve Din
İnsan Ve Sırları -1
İnsan Ve Sırları -2
İslâm
İslâm`ın Temel Esasları
Kendini Tanı
Mesajlar
Muhammed Mustafa -1
Muhammed Mustafa -2
Okyanus Ötesinden -1
Okyanus Ötesinden -2
Okyanus Ötesinden -3
Ruh, İnsan, Cin
Sistemin Seslenişi -1
Sistemin Seslenişi -2
Tecelliyat
Tek`in Seyri
Yaşamın Gerçeği
Yenilen!
Yazılar
Kur’ân-ı Kerîm Çözümü
Kurân-ı Kerîm B Meâli (Kuran Sırası)
Kurân-ı Kerîm B Meâli (İniş Sırası)
Kuran`ı Kerim Tefsiri
Kütübü Sitte
TEK`İN SEYRİ Ahmed Hulûsi
PRIBRAM & BOHM =BİLİMİN GÜNÜMÜZDE ERDİĞİ SON GÖRÜŞ

Bohm ve Pribram`ın görüşleri birleştirilince, bilim dünyasından, yaşanılan boyuta yeni bir bakış açısı getirildi. Buna göre...

Beynimiz, zaman ve mekânın ötesinde, derindeki bir mevcûdiyet emrinin, başka bir boyuttan gönderdiği projeksiyonların girişim frekanslarının, matematiksel olarak değerlendirilerek, gördüğümüz yapılara dönüştürücüsü; idi!

Pribram için, bu sentez, dünyamızın gerçekte mevcut olmadığını idrâke yetti. En azından bildiğimiz gibi var olmadığına!.

Dışarıda bir dalgalar ve frekanslar okyonusu varken, beynimiz bunları gördüğümüz maddelere, taşlara ve dünyamızı meydana getiren şekillere çeviriyordu. Acaba beynimizin kendisi de frekanstan meydana gelmesine rağmen, dışarıdaki frekans bulutlarını, hayâli bir şeyi, dokunduğumuzda nasıl sert bir şekle sokuyordu?

Pribram`a göre, Bekesy`nin vibratörlerle yaptığı deney, beynimizin nasıl çalıştığını gösteren iyi bir örnekti.

Pribram`a göre bir porselenin pürüzsüzlüğü ile kumsalda ayağımızın altındaki kumların hisleri, sadece Hayâli Yapı (Phantom Limb) sendromunun değişik şekilleri idi. Bu onların varolmadığı anlamına gelmiyordu.

Pribram`a göre gözlerimizle baktığımızda çeşitli şekillerde görülenler, gözlerimiz olmasa, beynimize göre dalga şeklinde idiler!... Hangisi doğru?

Her ikisi de doğru; veya her ikisi de doğru değil!. Kendimizi de böyle görebiliriz.

Ancak gerçeğe en yakın olanı; hologramik bir bedene sahip olduğumuzdur.

Pribram bizim zaman ve mekânı üretebilecek yetenekte olduğumuzu söylemektedir.

Bohm`a göre bilinç, bölünmezlik ve akışkanlığın en güzel göstergesidir, bu nedenle holografik modele çok uygundur.

İki veya daha çok kişiler arasındaki açıklanamıyan bağları en iyi holografik model açıklamaktadır."

Yani...

Evren, gerçeği itibariyle holografik tümel yapıdır. Ancak bu tümel yapı, sonsuz sayıda, bakılınca parçacık özelliği gösteren değişik frekanslı dalgalardan oluşmuştur!... Her dalgaboyu paketi ancak kendi türünden olan dalgalar tarafından algılanabilmektedir!... Böylece de çokluk kavramı ortaya çıkmaktadır.

Evrendeki holografik bilinç ise, "Allah’ın ilim sıfatı”ndandır; ve holografik esasa göre her zerrede, parçacıkta, dalgada tümüyle mevcuttur!.

"İnsan" da Hakikati itibariyla bu ÖZ`den gelme "NEFS"teki bilinçten ibârettir!.

Evet...

"Evrensel Öz"ü, bünyesinde barındıran; ve o "Evrensel Öz"de mevcut olan tüm özellikler hologramik bir biçimde kendisinde barındıran bir tür titreşimden ibaret beyin!...

Sonsuz sayısız dalgalardan, titreşimlerden ibaret, tasavvuf ehlinin "hayâl" olarak nitelendirdiği bir evren!!!...

Ama, bu titreşim, insan bedeni denilen moleküler yapıda, hücre yapıda, beyin ismi altında bir birimsellik ve bedensellik hissini ve düşüncesini oluşturuyor!.

Bu oluşma nasıl başlıyor?.

*  *  *